Türk Otomobil Yarışçıları Tarihinin Unutulmaz Sayfası: Renç Koçibey

Türk Otomobil Yarışçıları Tarihinin Unutulmaz Sayfası: Renç Koçibey

Kaynak 

Her ne kadar dünyada ralli yarışları 1900’lü yıllarla birlikte düzenlenmeye başlasa da Türkiye’de yarı-profesyonel olarak düzenlenmesi için 1927 yılını beklemek gerekir. Türkiye’nin ilk otomobil yarışı olarak kabul edilen ve İstanbul’da düzenlenen yarışı da Suphi Bey ve Ziya Bey’den oluşan ekip kazanır. 1932 yılında ise Türkiye’nin ilk kadın otomobil yarışçısı Samiye Cahid Morkaya, birinciliği elde etmeyi başarır.

Bu dönemle birlikte yavaş yavaş gelişimini sürdüren Türkiye ralli tarihinde 1960’lı yılların sonunda resmi olarak uluslararası otomobil yarışları düzenlenmeye başlanır. Kısıtlı bir camiada ilerleyen yarışçılar, zor imkanlara rağmen hızla kendilerini geliştirir ve dünyada ses getirmeyi başarır. Bunlardan biri ve belki de en önemlisi de “Paşa” lakabıyla anılan Renç Koçibey’dir.

Renç Koçibey Kimdir?


renc-kocineyin-efsane-yarislari
Kaynak

Türk motor sporları tarihinin en önemli figürlerinden biri olan ve uluslararası çapta büyük başarılar elde eden Renç Koçibey, bir hız ve mücadele tutkunu olmanın dışında bu spora gönül vermiş ve gelişmesi için tüm gücüyle savaşmış bir aktör.

1942 yılında İstanbul’da doğan ve dönem dönem Fransa’da yaşayan Renç Koçibey, oldukça köklü bir ailenin üyesi. Göriceli Koçi Bey, Osmanlı Devleti’nin yaşadığı siyasi ve ekonomik sorunlardan kurtulması için geniş çaplı bir araştırma yapar ve 4. Murat ile Sultan İbrahim’e raporlar sunar. Öyle ki bu raporlar Koçi Bey Risalesi olarak tarihe geçer.
Aile kökeni ve güçlü karakteri nedeniyle “Paşa” lakabıyla anılan Renç Koçibey, babası Sadi Bey’in 1938 model Ford cabriosu ile arabalarla tanışır, sonra da Ducati motosiklete geçiş yapar. 60’lı yıllarla birlikte ilgisi motosikletten tekrar otomobillere döner ve bir daha da bu tutkusundan ayrılmaz.

Türkiye’nin İlk Profesyonel Rallisinin Kazananı


renc-kocibey-turkiyenin-ilk-rallisi
Kaynak

1968 yılında Türkiye’nin ilk rallisinin düzenlenmesine karar verilir. Ülkenin ilk profesyonel rallisi olan 1968 Trakya Rallisi’nin kazananı ise dönemin yerli otomobili Anadol ile yarışlara katılan Renç Koçibey olur. Tabii Renç Koçibey’in Anadol’u, yarıştan önce bir dizi modifiyeden geçer. Aracın daha hafif olması için fiberglas kaplaması inceltilirken motor da kaputun altından alınıp kabin içinde ortaya yerleştirilir. 35 KA 501 plakalı ve kırmızı renkli Anadol, yarışlara katılan Jaguar gibi dev markaları geride bırakır ve Türkiye’nin ilk resmi rallisinin kazananı olur.

Genel olarak çok düşük sponsor desteği, hemen hemen hiç bulunmayan altyapı, eksik teknik bilgi ve organizasyon içinde ilerlemeye çalışan Türk otomobil yarışçılığında çabası, donanımı ve cesareti ile dikkat çeken Renç Koçibey; Engin Serozan, Levent Pekün, Faruk Süren, Aytaç Kot, Demir Bükey gibi isimlerle birlikte yarış kültürünü aşılamaya ve teknik anlamda geliştirmeye çalışır. Ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sıkıntılara rağmen asla pes etmeyen yapısıyla çalışmayı sürdüren Paşa, 1972 yılında başlayan Uluslararası Günaydın Türkiye Rallisi’ni, 1976 yılında Murat 124 arabasıyla kazanır. Ardından Murat 131’e geçiş yapan usta pilotun 1979 Türkiye Rallisi’ni kazanırken kullandığı arabaysa Ford Escort RS 2000’dir.

Direksiyon Başında Bambaşka Biri


renc-kocibey-direksiyon-basinda-bir-baska
Kaynak

Günlük hayatında “efendi” ve sakin kişiliğiyle tanınan Renç Koçibey, yarış için direksiyon başına geçtiğinde ise bambaşka bir karaktere bürünür. Diğer yarışçıları takip etmek ve uygun zamanı kollamak yerine daha keskin, sert ve agresif bir sürüş tarzına bürünerek hem yola hem de rakiplerine meydan okur. Üstelik kötü hava koşullarında ve virajlarda diğer yarışçılarla arasındaki farkı yaratan üstün bir sürüş yeteneğine de sahiptir. Bu da onu birçok yarışta yenilmez kılar.

1984 yılında katıldığı Balkan Rallisi’ni iz bırakan bir performansla kazanan Renç Koçibey, 1988 yılında kullandığı Mitsubishi Starion’la da harikalar yaratır. Bu da onun “dünyanın en iyi Mitsubishi pilotu” seçilmesini sağlar ve dünyanın birçok ülkesinden çok sonra başlayan ve emekleme evresini oldukça uzun geçiren Türk ralli tarihi için dönüm noktalarından biri olarak kabul edilebilir. Bunu başaran ismin Renç Koçibey olması ise kimseyi şaşırtmaz.

Renç Koçibey Biyografisi Maceralarla Dolu


renc-kocibey-biyografisi
Kaynak

Meydan okumaya programlanmış bir pilot olan Renç Koçibey için dünyanın en zor yarışlarından Dakar Rallisi’ne katılmamak elbette kabul edilemez. Yarışlara iki kere katılan pilot, o zamanki adıyla Paris-Cape Town yarışlarına katılan ilk Türk pilot olmayı da başarır. İlk yarışını, teknik aksaklıklar nedeniyle tamamlayamasa da Dakar Rallisi ile işi bitmez henüz Renç Koçibey’in. 1991 yılında tekrar hazırlıklara başlar. Hedef 1992’deki yarışlara katılmak ve sonuna kadar yola devam etmektir.

İlk yarışta kullandığı Mitsubishi Pajero’nun yerini alması için aklına çılgınca bir fikir gelir. BMC’nin ürettiği dev kamyon Fatih, Bornova’daki fabrikasında özel bazı işlemlerden ve güçlendirme çalışmalarından geçirilerek Renç Koçibey’in yeni yarış arabası olur. Afrika’nın çölleri ve zorlu koşullarıyla mücadele etmek için oldukça etkili bir çözüm bulan Renç Koçibey’e Mustafa Gökay ve Ahmet Utlu eşlik eder. Yarış esnasında birçok teknik aksaklık yaşayan ekibin başına gelenler bunlarla sınırlı kalmaz tabii. Yarış devam ederken Çad’da bir iç savaş çıkar ve ekip, savaşın ortasında kalır. Bu nedenle Nijer’den Çad’a geçiş bölümü konvoy halinde tamamlanır.

Sabaha Karşı Yaşanan Kaza


renc-kocibeyin-olumu-nasil-oldu
Kaynak

Bu hızlı, hareketli, cesaret ve macera dolu yarışlar birbirini kovalarken 1993 yılında acı bir olay yaşanır. 1980 yılında hayatını kaybeden Türk rallicisi Ali Sipahi adına İzmit yakınlarında düzenlenecek Ali Sipahi Rallisi öncesi yol notu çıkarmak için gece gündüz çalışır Renç Koçibey. Yarış direktörü olduğu için pistin özellikle tırmanma etaplarını inceleyen usta pilot, 9 Şubat 1993 günü sabaha karşı hala çalışmaya devam ederken İzmit yakınlarında bir kamyona arkadan çarpar. Her ne kadar benzersiz bir sürücü de olsa günlerce dinlenmeden çalışmış olması, dikkatini ne kadar dağıtmıştır ve bunun kazaya etkisi nedir tam olarak bilinmese de 25 yıllık motor sporları kariyeri bu kazayla son bulur Renç Koçibey’in. Geriye ulusal ve uluslararası birçok başarı, kupalar, heyecan dolu bir hayat ve en önemlisi de ilk yıllarına nazaran büyük bir gelişim göstermiş Türk otomobil sporları tarihi bırakır.

Renç Koçibey’in ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün bile Türk yarışçılığı üzerindeki etkileri hala kendini hissettiriyor. Paşa, elde ettiği başarılarla birçok gencin ufkunu açmış ve bu spora yönelmesini sağlamayı başarmış durumda. Belki Renç Koçibey, kaza ile çok sevdiği pistlerden ve otomobillerden sonsuza kadar ayrıldı ama adı bugün hala anılmaya devam ediyor.