Hafta Sonu Arabanızla İstanbul'dan Kaçabileceğiniz 5 Nokta

Hafta Sonu Arabanızla İstanbul'dan Kaçabileceğiniz 5 Nokta

İstanbul’da yaşamak hem çok yorucu hem de çok eşsiz bir deneyim. Bu şehir bir yandan stresli trafiği ve yoğun kalabalığı ile yorarken diğer yandan da eşsiz güzellikleriyle büyüler. Tatil günlerinde arabınıza atlayıp hem stresten kaçabileceğiniz hem de İstanbul’a başka bir açıdan bakabileceğiniz 5 kaçış noktasını derledik.

Bezi Kadar Tarihi ve Doğası da Güzel: Şile



Kaynak

Şile, İstanbul’un Karadeniz’e kıyısı olan ilçeleri arasında yer alıyor. Beykoz, Pendik ve Gebze ile komşu olan ilçenin adı da Yunanca “dudaklar” anlamına gelen “Psilis” sözcüğünün “Şhilis” şeklinde okunmasıyla ortaya çıkmış. Şile, %70’i ormanla kaplı olduğu için son derece rahatlatıcı ve keyifli bir doğal doku sunuyor. Biraz Karadeniz biraz da Akdeniz iklimi özelliği gösteren ilçe, denize girmeye ve güneşlenmeye de uygun. Ayrıca son yıllarda doğa yürüyüşü gibi sportif aktiviteleri tercih edenler için Şile, ilk sıralarda kendine yer buluyor. Her yıl temmuz ayı sonunda Şile’de el sanatları fuarı düzenleniyor. Fuar boyunca tüm dünyaca tanınan Şile bezinin en iyi örneklerini görmek mümkün. Ayrıca Şile’ye gittiğinizde görmeniz gereken birkaç yer ise şöyle:

Şile Feneri: Osmanlı döneminde sahil güvenliği için inşa edilmiş. Deniz seviyesinden 60 metre yüksekte bulunan fener, uzun bir süredir müze şeklinde kullanılıyor ve ziyaretçileri ağırlıyor.

Ağlayan Kaya: Kayalar içinden çıkan su kaynağı, hüzünlü bir görünüme sahip olduğu için Ağlayan Kaya şeklinde adlandırılıyor. Uzun bir plaja sahip olan bölge, ziyaretçiler tarafından sıklıkla tercih ediliyor.

Şile Kalesi: Şile’nin simgeleri arasında olan kale, Bizans döneminden beri ayakta duruyor. Ocaklı Ada üzerinde yer alan Şile Kalesi, uzun yıllar gözetleme amacıyla kullanılmasına rağmen günümüzde sadece turistik amaçlı kullanılıyor.

Karadeniz ile Boğaz İç İçe: Anadolu Feneri



Kaynak

1834 yılından bu yana ayakta olan Anadolu Feneri, İstanbul Boğazı ile Karadeniz’in birleştiği noktada bulunuyor. Muhteşem manzarasıyla bilinen İstanbul’un en güzel yerlerinden biri olması, Anadolu Feneri’nin öne çıkmasını sağlıyor. Karadeniz etkisinin hissedildiği orman manzarası, dünyanın en eşsiz görünümlerinden biri olduğu kabul gören Boğaz manzarası ve Karadeniz kıyılarının kendine özgü görünümü aynı anda gözlere ziyafet çekiyor. Bölgeye adını veren Anadolu Feneri; yerden yaklaşık 20, deniz seviyesinden ise 75 metre yükseklikte bulunuyor. Beykoz’un kuzeyinde yer alan ve fener nedeniyle ismi Anadolufeneri haline gelen mahalle, yılın neredeyse her döneminde güçlü rüzgarlardan nasibini alıyor.

İstanbul’un Karadeniz’e Açılan Penceresi: Kilyos


Sarıyer’e bağlı olan Kilyos’un adı Rumca “kum” anlamına geliyor. Balıkçı köyü olan Kilyos; Bizans, Roma ve Osmanlı dönemlerinden beri yerleşim için kullanılıyor. 1970’li yıllarda deniz tatili yapılan en popüler mekanlardan biri haline gelen Kilyos, Türkiye’nin ilk özel plajlarının kurulduğu yer olma unvanına sahip. Sarıyer’in merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan Kilyos, denize girmek ya da uzun yürüyüşler yapmak için eşsiz noktalar arasında bulunuyor. Ayrıca bölgede yer alan lokantalar, eğlence mekanları ve piknik alanlarıyla Kilyos, her mevsim ziyaretçileri kendine çekmeyi başarıyor.

İstanbul’dan Bir Adım Uzak: Kıyıköy


İstanbul ve çevresinden fotoğrafçıların dört mevsim akınına uğrayan Kıyıköy, çok şirin bir balıkçı köyü. Etrafta çok fazla otel, pansiyon, restoran, tesis görmekten hoşlanmıyor ve bakir doğayla baş başa kalmayı seviyorsanız Kıyıköy tam size göre bir seçim. Kıyıköy’de sandalla gezintiye çıkabilir, bol bol fotoğraf çekebilir ya da Bizans döneminden kalma Manastır’ı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca yaz aylarında Kıyıköy’de denize girmek de mümkün. Özellikle kış aylarında yoğun kar yağışı alan bölgeye eski Edirne yolundan ya da TEM’den ulaşabilirsiniz.

İstanbul’un Polonyalısı: Polonezköy



Kaynak

1830 yılında Polonya’dan sürülen bir grup Polonyalının Adam Czartoryski önderliğinde gelip yerleştiği bir ormanlık alan olan ve Beykoz’a bağlı bölge, Polonya mimarisi ve kültürüyle eşsiz bir alana dönüşmüş. İlk adı, kurucusu Prens Adam Czartoryski nedeniyle Adampol olan Polonezköy’ün adı, cumhuriyetin ilanıyla beraber Polonezköy olarak değiştirilmiş. Kurucuların Polonyalı olması nedeniyle burada çok sayıda eski dönem Polonya mimarisi köy evi görmek mümkün. İlk yerleşimciler tarım ve hayvancılıkla ilgileniyorken zaman içerisinde güzel havası, ormanlık dokusu ve ulaşım kolaylığı sayesinde tatil ve dinlenme için ideal bir alana dönüşmüş. Polonezköy’de hafta sonu kahvaltısı yapabilir, doğa yürüyüşüne çıkabilir, hafta sonu bir pansiyondan oda kiralayıp ormanın sessizliğinde dinlenebilirsiniz. Taksim ya da Kadıköy’den 1 saat gibi kısa bir süre içerisinde ulaşılabilen Polonezköy, özellikle bahar aylarında tercih ediliyor.